Bir de DKSK'nın "Çarşak" dergisine yazdığımız yazıyı eklersek örnekleme tam olacak ..
Gökova'da İlkyardım
Ocit gözünden kulağından bir ortak etkinlik anlatısı
Herşeyin nasıl başladığını anlatarak başlamaları gerektiğine karar verdiler. Zaten Çarşak pek sık çıkmıyormuş kesin güzel yazmalıyız, dedi biri. Evet, evet çok güzel bir yazı olacaktı. Her şey soğuk bir kış gecesi başlamış olmalı, diye devam etti bir diğeri ve yaklaşık bir tarih söylemeye çalıştı, saydığı birkaç alakasız yıl/ay kombinasyonuyla masadaki arkadaşlarının gözünde inandırıcılığını kaybedince sustu. O zamanlar hem Ocit'te hem Dksk'da olan bir sürü insan varmış, diye devam etti söz. Ortak etkinlik güzel şey diye düşündüler. Sonra birisi saatine baktı ..
Hava yine soğuyunca akıllara güneydeki denizin güzelliği düştü, ve kendimizi bir etkinlik toplantısında bulduk. Bu sene doğa olmalı mı olmamalı mı diye tartışırken biri silkindi ve behey TS dedi, olmalı.. 1, 3, 5 derken 15 kadar Dksklıyı aştide görünce (ki yazar bu durumu etkinlikten önceki hafta seyrettiği 'ayrı etkinlik toplantıları' isimli dadaist çalışmayla ilişkilendiriyor) ağız çizgileri kulaklara doğru ilerledi. Neyse yemek eksiklerini de indiğimiz yerde tamamlarız dedi biri, önceki akşam Ocit'in 100.yıldaki tüm marketleri yağmaladığından habersiz olarak. Oysa her şeyi çarpıp bölüp hesap etmişlerdi, çantalarındaki tarifsiz karbonhidrat kütlelerine anlam veremiyordu Ocit insanı. Dört işlemin usta ellerde ne kadar yararlı olabileceğine ise ertesi gün tanık olacaklardı.
Kısa süre sonra güneybatı yönünde yola çıkan 15 otobüse dağılıp koltuklara yerleşilirken herkes ES'ye hak veriyordu, sonuçta hangi otobüsün bizi doğru yere götüreceği bilinemezdi, en azından birileri etkinlik yerine varabilmeliydi. Uzunlu kısalı saatlerin ardından yere ayak bastıklarında 200km.lik sahil şeridinin etkinlik için fazla büyük bir alan oluşturduğunu farkeden etkinlik insanları aynı noktada toplanma kararı aldılar.
Yağmur, orman ve deniz üçlüsünün coşkusuyla varır varmaz bir karınca kolonisi edasıyla orman evine yerleşiveren etkinlik insanları şöminenin yanması ve 10 yıllık erzaklarının güveniyle birer ağustos böceğine dönüştüler. Çadır kurmak istemezük sesleri yükselirken sahneye çıkan çarpma bölme bilgininin bir gece daha evde kalırsak kişi başına ne kadar düşeceğine ilişkin çıkardığı fatura herkesi ikna etmeye yetti. Evet artık herkes çadırda kalmak için yanıp tutuşuyordu. Zaten yukarıya gönderdiğimiz elçimiz dönünce yağmurla ilgili kaygılarımızın yersiz olduğu ortaya çıktı. Kendisini çok iyi karşıladıklarını, telsizleri çekmediği için çağrılarımıza cevap verememiş olduklarını ve şüphesiz ki biz denize girelim diye ertesi gün güneşli hava gönderileceğini müjdeledi.
Derken ilkyardım eğitimi tüm hızıyla başladı ve konular konuları izledi. Ertesi gün öğlene kadar tüm teorik konular bitecek ve ardından kampçılık ve ilkyardım uygulamalarına geçilecekti. Birbirinin peşi sıra gelen konularla bilgilendik, ve artık hepimiz parmağımıza olta iğnesi girerse nasıl çıkaracağımızı ve dağda karşılaştığımızda hangi ayının burnuna vuracağımızı hangi ayının önüne devrilip yatacağımızı biliyorduk.
Konular bittiğinde TS'nin şarap politikasını öğrenen halk yaşadığı duygu yoğunluğunu türkülerle ifade etti, hele Aşık Birkal'ın 'Beedirhannn' isimli çalışması hem gözlerimizi doldurdu hem de haftalarca dillerimizden düşmedi.
İkinci gün planlandığı şekilde evi terkedip kamp alanına yerleştiğimizde Ocit insanlarının uzun süre etkisinden kurtulamadığı yemek anlayışı da artık kendini göstermeye başladı. Evde yemeğe ürkek ürkek yanaşan ve etrafımda yememiş kimse var mı acaba duyarlılığını taşıyan İlkyardus ocitus erişkin bireyleri, başlarının üstünde çatı olmayınca ve 10 yıllık yiyeceğin yarısının önceki gün tükendiği spekülasyonları kulaklarına çalınınca, türlerinde pek rastlanmayan bir adaptasyon gösterdiler. Özellikle tahta kaşık kullanma becerileri ve trangiaya yanaşma stratejilerinde büyük gelişmeler gözlenirken, bazı bireylerin trangia başına yerleşmekte uzmanlaştığı, bazılarının birden fazla trangiaya ulaşılabilecek en uygun pozisyonları kovaladığı, ilerleyen günlerde ise bu stratejilerin etrafındakileri lafa tutma ve trangia başındakinin kafasının üstünden suyunu ensesine dökerek yeme şeklinde çirkinleştiği kaydedildi.
Türlü garipliklerle başlayan etkinlik, uzun yatış saatlerinin, cömert içmece izinlerinin ve deniz kıyısında geçen zamanın etkisiyle büyük bir dinginliğe kavuştu. Uzunlu kısalı yürüyüşler, büyüklü küçüklü senaryolar ve türlü çeşitli ilkyardım uygulamaları şubat denizi kadar durgun zamanda süzüldü ve 4 günlük etkinliğimiz bittiğinde en doğrusu olduğuna karar verdiğimiz otobüse bu sefer hepbirlikte binerek Ankara yolunu tuttuk.
etkinlikten dikkat çekenler
Gizli görüşmeler açığa çıkarıldı:
Kulislerin nabzını tutmakla görevli muhabirlerimizin öğrendikleri, duyanların kanını donduracak cinsten. İddiaya göre etkinlik sırasında Ocitli yetkililer derin Dksk ile gizli bir görüşme gerçekleştirecek ve sözkonusu yetkililerin yarım Dksk eğitimleri sayılacak/onaylanacaktı. Gecesini gündüzüne katan muhabirlerimiz bu kara etkinlik aklama operasyonunu belgelediler. Halk bu soruların cevabını bekliyor: Hangi Ocitlilerin hangi etkinlikleri sayıldı, karşılığında neler verildi? Yoğun tehditlerle ve sansürle boğuşuyoruz, fakat biz bu gerçekleri açıklamak konusunda son derece kararl.........
Vejeteryan ahlakı buraya kadar:
Akşam yemeği için mangal yapıldığı sırada çevrelerinde vejeteryanların bulunduğunu haber alan bazı duyarlı vatandaşlar, mangalbaşından uzak durma pahasına bu kişileri normal hayata döndürmek için çabaladılar. Bu fedakarlıklarının kıymeti bilinmediği gibi üstüne bir de ahlak kelimesinin ağızlardan düşmediği bir tartışmaya kilitlenip aç kaldılar. Bir vatandaş isyanını “bana ahlak diyorlar, ben kimin karısına kızına bakmışım” sözleriyle dile getirirken, vejeteryan olduklarını iddia eden kişilerin etkinlik sakaryası öncesi bir kebabpçıda muhabirlerimize yakalanması halkın tepkisini çekti.Tarihe tanıklık edildi:
Etkinliğimiz ilk gecesinde 1.ulusal maskulanistler kongresine ev sahipliği yaptı. Sunulan bildiriler ufuk açıcı tartışmalar başlatarak geleceğe yönelik umutları güçlendirdi. Fakat maskulanist manifestonun kaleme alınması çalışmaları sırasında yaşanan gerginlik çalışmalara gölge düşürdü. 2. kongreye kadar düşünürlerin uzlaşmaya varması umuluyor.
